FENERBAHÇE’YE HİZMET ETMEK BENİM İÇİN TARİFSİZ BİR ONURDUR
Her insan bir şekilde kendi orkestrasının şefi oluyor. Mükemmelliğe erişmek ise yine kendi elimizde... Bunun için de orkestramızın tüm üyelerini iyi seçmemiz gerekiyor. Öncelikle kendimizi geliştirmemiz için sabretmeyi bilmek ve tabii sonrasında karşılık beklemeden sevgiyi, dürüstlüğü, paylaşmayı, şükretmeyi ve vefayı öğrenmek gerek.
İşte ancak bu şekilde kendi orkestramızı çok daha iyi idare eder ve çevremizdekilerle paylaşmak isteriz. Ünal Uzun’la tanışırsanız; onun orkestrasından çıkan sesin ne kadar muhteşem olduğunu siz de anlarsınız… Biz kendisiyle yaptığımız röportajı bu duygular içerisinde gerçekleştirdik.
Dostluğun da insana yüklediği görev ve sorumluluklar var. Dostluk; özveri, dayanıklılık ve çaba ister. İnsanoğlu, “Dost” ister. Bazen gözyaşlarını, bazen sevincini paylaşmak; bazen de yüreğini açmak ister… Kaç kişiyi dostum, canım arkadaşım diye sayabiliriz ki? Gerçekten zordur. İnsan kendine bile sormaya korkar değil mi?
Sayın Ünal Uzun’un dostluğunu, güvenirliğini, konumu dolayısıyla bulunduğu geniş çevresinde ne kadar mütevazı bir tarzı olduğunu okudukça ve sezgilerinizi de devreye sokarak çok daha iyi anlayacaksınız. Fenerbahçe yönetim kurulunun olmazsa olmaz kişisi Sayın Ünal Uzun ile Levent’teki ofisinde güzel bir söyleşi gerçekleştirdik. Kendisine Fenerbahçe Dergisi olarak sevgi ve saygılarımızı sunuyoruz.
Fenerbahçe taraftarı olmak bana göre sadece sarı-lacivert renklere tutkun olmak ve bir spor kulübünü desteklemekten çok daha farklı, özel bir durum. Biz Fenerbahçeli yöneticiler olarak, taraftarımızın her şeyin en iyisine layık olduğunu biliyoruz ve tüm çalışmalarımızı o ciddiyette ve sorumlulukta gerçekleştiriyoruz.
Aziz Başkan, Türkiye’de yapılmayanı yapmış ve amatör şubelere çok büyük destek vermiştir. Amatör yapılar, her spor dalında adeta kılcal damar işlevi görür. Bunun önemini anlamak ve ona göre politikalar geliştirmekse, ancak gerçek anlamda sporun ve sporcunun değerini anlamış; bu işin tekniği kadar sosyolojisini de çözmüş liderlerle mümkün olabilir.
Disiplin denince akla baskı sözcüğünün gelmesini doğrusu yadırgıyorum. Disiplin nedense bize soğuk, katı, hayatı zorlaştıran bir şey gibi tarif edilir. Oysa disiplin insanların, kurumların ve toplumların hayatını kolaylaştıran kurallar bütünüdür ve hem toplum hayatında hem de bireysel hayatta günümüzü, saatlerimizi nihayetinde hayatımızı daha mutlu yaşamamızı sağlar.
Hepimiz bu dünyada belirli bir hedefle koşturuyoruz; kendimize ve en yakın çevremize faydalı olmak için çaba harcıyoruz. Böyle koşup dururken bazen dünyamızı çok küçültebiliyoruz. Oysa çevremiz sadece en yakınımızdaki dar çevreyle sınırlı değil. Bizden yardım bekleyen, belki bizim için çok önemsiz görünen küçük bir çaba ile dünyası değişecek, yaşam şartları ya da bilinci değişecek öyle çok insan var ki…
Fenerbahçe sporda çok önemli bir markadır; marka olmanınsa sorumlulukları vardır. Nihayetinde futbol bir oyun ve bu oyun hiçbir zaman insan hayatının, onurunun üzerinde önem taşımaz. Sporda centilmenlik, oyun keyfidir önemli olan.
Tamamı Fenerbahçe Dergisi'nde
Sibel Kurt – Fenerbahçe Dergisi, Mart 2009 sayısı
|